“Arıcıya Verilecek Bir ATV, Binlerce Hektar Ormanı Kurtarabilir!”
Yangınlarla mücadelede göz ardı edilen kahramanlar: Arıcılar… Devlet neden bu büyük gücü harekete geçirmiyor?
Türkiye her yaz aynı felaketi yaşıyor. Alevler ormanlarımızı yutuyor, binlerce hektar yeşil alan küle dönüyor. Milyonlarca lira harcanıyor, onlarca hava aracı, yüzlerce itfaiye ekibi ve binlerce personel seferber ediliyor. Ancak bütün bu mücadelenin içinde yıllardır göz ardı edilen büyük bir güç var:
Arıcılar…
Ormanın en ücra köşesinde günün ilk ışıklarıyla mesaisine başlayan arıcılar, aslında yalnızca bal üretmiyor. Onlar; dağın, derenin, patikanın, su kaynaklarının ve ormanın her metrekaresini bilen, bulunduğu bölgenin sessiz nöbetçileri olarak görev yapıyor.
Yangını İlk Görecek Kişi Çoğu Zaman Bir Arıcıdır
Bir arıcı, kovanlarını kontrol etmek için her gün kilometrelerce yol kat eder.
En küçük bir dumanı fark eder.
En küçük bir hareketi hisseder.
Çünkü o bölge onun ekmek kapısıdır.
Bugün yangınlara erken müdahalenin ne kadar hayati olduğu herkes tarafından biliniyor. Dakikalar içinde büyüyen bir yangın, ilk birkaç dakikada kontrol altına alınabilse binlerce hektar orman kurtulabilir.
İşte tam bu noktada arıcılar, devletin doğal çözüm ortağı olabilir.
Devlet Arıcıyı Yangın Gücünün Parçası Yapmalı
Bugün dünyada birçok ülkede gönüllü yangın ekipleri desteklenirken Türkiye’de de orman bölgelerinde faaliyet gösteren arıcılar için yeni bir model oluşturulabilir.
Yangın söndürme pompası bulunan, su tankı taşıyan arazi tipi ATV araçları arıcılara hibe veya düşük maliyetli finansmanla verilebilir.
Arıcılar yangın eğitimi alabilir.
Bulundukları bölgelerde ilk müdahale ekipleri oluşturulabilir.
Böylece profesyonel ekipler gelinceye kadar alevlerin büyümesi önemli ölçüde engellenebilir.
Bu sadece arıcıyı değil, Türkiye’nin ormanlarını da güçlendirecek bir yatırımdır.
Arıcı Giderse Arı Gider, Arı Giderse Hayat Durur
Dünya bilim insanlarının ortak görüşü nettir.
Bitkilerin büyük bölümü arılar sayesinde dölleniyor.
Meyve bahçeleri, sebze üretimi, ayçiçeği, yonca, yem bitkileri ve sayısız doğal bitki türü arıların çalışmasına bağlı olarak yaşamını sürdürüyor.
Arılar yalnızca bal üretmez.
Onlar yaşam üretir.
Ekonomi üretir.
Tarım üretir.
Gelecek üretir.
Bir ülkede arıcılık zayıflarsa yalnızca bal üretimi düşmez; tarım zarar görür, biyolojik çeşitlilik azalır ve ekosistemin dengesi bozulur.
Arıcı, Ekosistemin Sessiz Askeridir
Asker nasıl sınırı koruyorsa, arıcı da doğayı korur.
Kovanlarının bulunduğu alanı gözetler.
Kaçak kesimleri fark eder.
Şüpheli hareketleri izler.
Yangın riskini erkenden görür.
Doğadaki değişimleri herkesten önce hisseder.
Bu nedenle arıcılar sadece üretici değil, aynı zamanda doğanın gönüllü koruyucularıdır.
Buradan Tarım ve Orman Yetkililerine Çağrımızdır
Arıcılar sadece destekleme primi beklemiyor.
Onlar, devletin kendilerini doğa koruma sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak görmesini istiyor.
Yangın söndürme donanımlı ATV araçları…
Su tankları…
Taşınabilir yangın pompaları…
Koruyucu ekipmanlar…
Eğitim programları…
Yakıt desteği…
İletişim sistemleri…
Bütün bunlar, harcanacak maliyetin çok üzerinde bir fayda sağlayacaktır.
Çünkü bir arıcının erken müdahalesi, belki de milyonlarca ağacı kurtaracaktır.
Son Söz
Türkiye’nin gerçek zenginliği yalnızca madenleri, fabrikaları ya da yolları değildir.
Gerçek zenginliği; toprağına sahip çıkan çiftçisi, ormanını koruyan köylüsü ve doğanın dengesini ayakta tutan arıcısıdır.
Arıcıya yapılan yatırım, bal üretimine değil; ormana, tarıma, ekonomiye ve geleceğe yapılan yatırımdır.
Çünkü unutulmamalıdır:
Arıcı varsa arı vardır.
Arı varsa üretim vardır.
Üretim varsa yaşam vardır.
Yaşam varsa güçlü Türkiye vardır.